28 Ocak 2026

Kanser.

Kanser olduğumu öğreneli bugün 28 gün olmuş. 28 gündür her gün korkuyor, her gün ameliyatla kurtulduğum için şükrediyor ve her gün 'ya bir daha olursa?' diye evhamlanıyorum. 

Hayata sımsıkı bağlanmadım ama dertlerin tanımı değişti. Takvimlerde hep bir 'kontrol günü' alarmı. İlk kontrollerim canım doktorumun bana telefonda 'kansermiş' dedikten hemen sonraki gün onkoloji doktorum tarafından yapıldı. Süreçte yeni bir harita açıldı: onkoloji. Artık yolumuza oradan devam edeceğiz. Herhangi bir şekilde kemoterapi almadığım için şanslıymışım, ameliyat başarılı geçmiş metastaz görülmemiş. 

Hayatın değerini yeniden keşfettim demiyorum. Sadece şunu biliyorum: Bu 28 gün beni değiştirdi. Daha iyi mi, daha kötü mü bilmiyorum. Ama artık aynı değilim. Ve belki de şimdilik tek yapabildiğim şey bu gerçeği inkâr etmemek. Korkuyla, şükürle ve belirsizlikle aynı anda yürümeyi kabul etmek. Çünkü başka bir yol bilmiyorum.

Bu süreçte en çok duyduğum şey “sen çok güçlüsün” oldu. Hayır, ben güçlü değilim. Olmak da istemiyorum. Güçlü olmak, sanki hiçbir şey olmamış gibi devam edebilmekmiş gibi geliyor bana. Oysa benim yaşadığım şey, devam etmekten çok durmakla ilgili. Hissetmekle, korkmakla, bazen dağılıp bazen toparlanmakla ilgili.

Güçlü olmak bir beklenti yaratıyor. Dik durmamı, ağlamamamı, bunu “başarmış” gibi anlatmamı istiyor. Benim ihtiyacım olan bu değil. Ben kahraman olmak istemiyorum. Sadece insan kalmak istiyorum. Korktuğunu saklamayan, iyi olmadığı günleri açıklamak zorunda hissetmeyen bir insan.

İnsan böyle zamanlarda cesur olmuyor. Sadece dürüst oluyor. Kendine karşı. Korktuğunu inkâr etmediğinde, güçlü olmak gibi bir zorunluluk da kalmıyor. Bu da garip bir rahatlama yaratıyor.

Şimdi önümde kontroller var, tarihler var, doktor randevuları var. Ve aralarda hayat var...

Hepsi aynı terazide duruyor artık.